Skip to main content

Psikoloji, hala gelişmekte olan bir alandır. Yoga geleneği 2.500 ila 5.000 yıllık olduğu tahmin edilirken, Batı psikolojisi yaklaşık 150 yıldır tanınabilir bir alan olmuştur. Küreselleşme, Batılıların Doğu maneviyatına artan ilgisi ve sinirbilim, travma araştırmaları ve somatik psikolojideki önemli gelişmelerin tümü, zihinsel, fiziksel ve ruhsal sağlığa Doğu ve Batı yaklaşımlarının gerçekten yeni bir sentezinin kapılarını açmıştır.

Yogadan bahsettiğimde, sadece yoganın Batı dünyasında yaygın olarak ilişkilendirildiği fiziksel duruşlardan bahsetmiyorum. Yoganın içerisindeki her şeyden bahsediyorum – asana, meditasyon, nefes çalışması, etik, kişisel bakım, dünyaya hizmet, bilinç kavramları ve kişisel gelişim. Yogaya bu geniş perspektiften baktığımızda, modern psikolojinin birçok hedefinin yoganın hedefleriyle tamamlayıcı olduğunu keşfediyoruz.

Yoganın travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), depresyon, anksiyete, bağışıklık sorunları, yeme bozuklukları, dikkat eksikliği bozukluğu (DEHB), şizofreni, bağımlılık ve ruh hali üzerinde olumlu bir etkisi olduğunu gösteren çok sayıda kanıt var. 

Beden ve zihin birlikte çalışır. Karşılıklı olarak etkili ve etkileşimlidirler. Bu bütünleştirici eylemlere psiko-fiziksel işlev diyoruz: beden ve zihnin birleşik etkileşimleri. Bu birbirine bağlı işleyiş nedeniyle, psikolojik sorunlar bedeni etkiler ve tersine, fiziksel etkileşimin niteliği psikolojik işleyiş üzerinde bir etkiye sahiptir. Bu kavram, zihinsel ve duygusal bağlantı kurularak yürütülen çalışmalarda yaygın bir bilgidir, ancak genellikle yeterince kullanılmamaktadır. Bu kavramdan aktif olarak çalışmak, terapi sürecinin tüm aşamalarında sürekli olarak zihin ve bedenin etkileşimli dinamiklerini aramak ve bunlara dahil olmak anlamına gelir.

Klasik yoga, vücuda girmek, zihnin dalgalanmalarıyla çalışmak ve bilincin ruhsal alanlarını keşfetmek için güçlü ezoterik teknikler sunar. Somatik, sinirbilim, travma araştırmaları ve yenilikçi psikolojik yaklaşımlar, her birimizin taşıdığı imgeleri, anıları, psikolojik yaraları ve hatta çok kuşaklı izleri etkili bir şekilde keşfetmek için yeni araçlar sunarken, aynı zamanda bizi genişletilmiş ve daha gelişmiş bir maneviyatla tanıştırıyor. İkisinin bir araya gelmesi ise geleneksel terapiyi koltuktan mata taşıyor.